üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2012 Salı

bağımlılık

 bil bakalım bu kim?


üniversitenin 3. yılında erasmus öğrenci değişim programına katılmaya karar verdim. erasmus öğrenci değişim programı bilmeyenler için 4 yıllık okulda okuyan avrupa kıtası öğrencilerinin bir dönemliğine veya bir yıllığına avrupadan diğer bir üniversiteden öğrenci ile üniversite değiştirmesi. harika bir deneyim. herneyse bizim okulun anlaşmalı oldugu okullar arasında çok ama çok az iyi okullar vardı. bunun yanı sıra bu az okullardan çoğu da benim okuduğum bölümü desteklemiyordu. nokta atışı yaptım ben de. university of helsinkiyi seçtim. finlandiyanın başkentinde muhteşem bir okul, ayrıca dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında. kızları ve gece hayatını saymıyorum bile.

fakat bu üniversiteye gitmek isteyen tek kişi ben değildim. bu güzel üniversiteye ayrıca başka bir kız da gitmek istiyordu. şimdi erasmus için seçildiğin zaman kriterlerin şöyle: %50 gpa yani yıl sonu ortalaman ve %50 istanbulda gireceğin ingilizce sınav ve mülakat. bahsettiğim kızın gpa si tam not 4.00 ve ingilizcesi tamamiyle harika. eğer bu kız ile yarışırsam istediğim üniversiteye gidemeyecektim. adil yollardan kazanamacayacağım için ben de hile yaptım. sonuçta savaşta herşey mübahtır. sun tzu.

kızla konuşmaya ve yakınlaşmaya başladım. hobilerini, arkadaş çevresini falan öğreniyordum. 1 ay sonra doğum günü olduğunu öğrendim. doğum gününü kutlamaya beni de çağırdı. güzel bir gece thales'de kutladık kızın 21. yaş gününü. herkes çeşit çeşit hediyeler verdi. benim hediyem de 3 aylık bedava world of warcraft deneme paketiydi. kız hediyemi kabul etti ve teşekkürler dedi. ona yaptığım kötülüğün farkında değildi.

sömestırın 2. yarısında yani bahar yarıyılında tekrar okul başladı. arkadaşlarımla yeniden görüşüyor arayı kapatıyordum. ben bu çalışkan kızımızı göremedim. sordum çevreye gören duyan da yoktu. aylar beklediğimdne çabuk geçti. öyle böyle atlattım finalleri midtermleri ve yıl sonu ortalamamı iyi getirdim. university of helsinki için başvurucaktım. bizim erasmus koordinatörü aynı zamanda bizim bölüm hocamız.  onun ofisine gidip bilgi almam gerekiyordu. binaya girdim ofisi buldum. kısa bir soru sorup çıkmak için kapıyı tıklatmadan girdim. yeni sömestırın başından beri görmediğim o çalışkan kız içerde program koordinatörünün önünde saçı başı karışık hüngür hüngür ağlıyordu. uygunsuz durumda girdiğim için hemen çıktım. ulan ne oldu acaba kıza diyordum. yarım saat sonra geri geldim tekrar koordinatör ile konuşmak için. odası boştu, beni kabul etti. kendi sorularımı sorduktan sonra deminki kıza ne oldu diye ortaya attım sorumu. koordinatörümüz açıklamaya başladı

kız okulu, arkadaşlarını bayağı bayağı kesmiş, hayattan kopmuş evden çıkmaz olmuş. ailesi onun için endişeleniyormuş. aptal bir oyun yüzünden 1 yılı tekrar okumak zorundaymış. bu kadar çalışkan bir öğrencinin bu hale düşmesi hocamızı çok şaşırtmış ve üzmüş.

ben bunları dinledikten sonra teşekkür edip ayrıldım. masum bir insana böyle birşey yapmak vicdanımı sızlattı. ta ki internette 9gag a girip birkaç komik resim görene kadar. sun tzu ne demiş bu konu hakkında? ....bilmiyorum. ama kesin beni haklı çıkaracak birşeyler söylemiştir.

Kristen Bell

22 Ocak 2011 Cumartesi

derste olanlar

 mail adresinizi herhangi bir yere yazarken @ ya da "nokta" yerine "et" ve "dot" yazarak kullanın. interneti tarayıp mail adreslerini kaydeden programlar var ve bunlar sizin gelen kutunuzdaki spam'lerin yüzde 30'una sebep olur.






hoca derste coşup anlatacagı konunun derinliklerine inip "temsil" adlı kelimenin etimolojik kökenini anlatmaya başladığı an sıkıntının ilk emareleri başgösterir: salya, uyuklamak, aptal aptal dışarıyı süzmek... gibi. bunlardan birkaçını göstermeye başladınız artık dersten verim almayı bırakmış ne zaman uyuyacağınızı düşünüyorsunuz. güneş ışınlarının camdan süzülüp içeri vurması zaten sıcak olan binayı daha da sıcak yapmıştı. kış mevsiminde bu sıcak gün insanlara What The Fuck dedirtiyordu. hepsi normalinden kat kat giysiler giymişti çünkü. bellki de sizi uyuklamaya iten bu sıcaklık idi.


bu kadar sıkıcı ve sadece hocanın sesinin yankılandığı oda kapının çalınmasıyla bir süreliğine olsa da sınıfı bogucu durağanlıktan kurtardı. içeriye giren adamın görünüşü ise tüm sınıfı uyandırdı. 1.95 boyunda siyah saçlı köşeli, orantılı yüzü ve saçları briyantinle yana yatırılmış uzaktan bakıldığında wall street özentisi diyebileceğiniz siyah beyaz bir takım giyen bu adam sınıftaki kızların aklını bir anlığına meşgul edecek kadar yakışıklıydı hem de.


gülümsediğinde düzgün ve sıralı bembeyaz dişleri ile adeta sınıfa kocaman bir hoşgeldin dedi. daha sonra elini ceketinin içcebine daldırdı ve oradan özelliklerini bir bir sayarsam çok havalı görüneceği susturucu takılmış siyah bir silah çıkarttı.

zaman durmuş gibiydi. en azından senin için. namluyu sana doğrulttuğu an içinden geçenler ne ailen ne de kızarkadaşın idi. sadece ve sadece içinden  tekrarladığın"ne olur beni öldürme" cümlesiydi. düşüncelerin duyulmamış olacaklardı ki adam tetiği 3 kez çekti. kurşunlar göğsünde 3 delik açarken pek birşey hissetmiyorsunuz şoktan. vücudunuz her kurşunda ufak bir kıpırtı koyuveriyor. ama tabi adam biraz büyük kurşunlar kullandığı için çıkış yolları giriş yollarından daha büyük oluyordu. 3 kurşun yedikten sonra göğsünüze bakıyorsunuz delinmiş ve içinden kapkara kan sızıyor. kanın bir bölümü ise arka sırayı kirletmiş ve arkanızdaki sırada daha parlak ve kırmızı bir halde ufak noktacıklar gibi püskürmüş.

sesi kesiyorlar sanki. sınıfta bir kargaşa var ve herkes çıkış kapısına yığılmış halde. hoca ortalarda yok çünkü sılahın ilk sessiz vızıltısından sonra tüymüş. sınıf arkadaşlarınız kapıda birbirini ezerken seni vuran adamla gözgöze geliyorsunuz. yüzünde aptal bir şaşkınlık ifadesi var. agzın hafifçe açılmış mal gibi bakıyorsun adama. neden mi?


Devamı Yarın...