cinayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Lise Hatirasi




Burak i liseden taniyordum. Lise 2 de ayni sirada yolumuz kesisti. Surekli babasinin zenginligi ile ovunen bir cocuktu. Bu eksik ozelligine ragmen etrafinda bircok arkadasi vardi. Uzun boylu, zenginler gibi semiz olan bu cocugun tombul surtainda kendini begenmis o ifade ile bahcede gezdigi gunleri hatirlarim.

Lise hepimizin hatirlamasindan cok daha kisa surede bitti ve burak ile vedalastik. Ben bilgi universitesine burslu gittim. O ise cok prestijli ozel universite koc universitesine gitti. Birbirimizi tekrar gorecegim hic aklima gelmedi. Zaten liseden arkadaslarimla pek temasda bulunmazdim. Facebook tan beni ekledi. Ben de Kabul ettim. Burak ile konusmaya basladim. Nasilsin ne yaptin. Tum o siradan muhabbetler. Ben trt 1 icin calisan bir produksiyon sirketinde kameramanlik yapiyordum. Burak ise kendi tasimacilik sirketini acmis. Bana soyledigine gore 3 gemisi varmis ve bunlarla afrika ulkeleri, cin ve arap emirlikleri arasinda hammadde tasimacilik isini yapiyormus. Sevindim arkadasim icin. Hali vakti yerindeymis cok sukur.

Ne yazikki liseden kalma kibri gene kendini gosterdi ve iyice hava atmaya basladi bana. Laf arasinda tekirdagda bir kulubesi oldugunu, haftasonu ava gideceigini soyledi. Benim de gelmemi istiyormus. Biraz dag havasi guzel olurdu benim icin de ama ne yalan soyleyim burak a biraz gicik olmustum. Su anda isyerinde cok fena bir projemiz oldugunu ve  uzulerek gelemeyecegimi soyledim. Kac yildir konusmamisiz birsey yapmamasiz. Hem lisedeyken de o kadar yakin arkadas degildik. Bu kadar israrci olmasina anlam veremiyordum Burak in. Boyle geziler hayatta bir kere olurmus. Tum yol masraflarini o karsilayacakmis cebinden. Sanki bir lutuf yapiyormus gibi. Iyice kizmaya baslamistim ama benimkisi pasif agresif bir kizginlik. Tekrar ve tekrar burak in davetini reddettikten sonra bir firsatini bulup telefonu kapattim. 15 saniye sonra burak ile yaptigimiz konusmayi aklimdan cikarttim.

1 hafta sonra ise yazihanede kahvalti yapip cayimi icerken burakin fotograflarini tum gazetelerde gorunce nasil sok oldugumu tahmin edersiniz. Gazeteler, kelepceli fotograflari, iki sivil polisin eslik ettigi burak in yakin arkadasini tekirdagdaki kulubesinde canice katlettigini yaziyordu. Polis, kurbanin yakin cevresinde yaptigi sorgulamardan sonra buraka ulasmis ve burak herseyi itiraf etmisti. Bu da yetmezmis gibi adamin gunluk tuttugu da ortaya cikti. mansetleri butun hafta o gunlukten alintilar susledi. Megerse bu cinayeti cok onceden bir  arkadasi ile birlikte planliyorlarmis. Kulubesine pek cok kisiyi davet etmis! Ama kimse gelmeyince plani yaptiklari arkadasi ile gitmis.. ve sonucunu biliyorsunuz. 

3 Mart 2012 Cumartesi

En Büyük Hata



Marion Cotillard - The Champion of France


İlköğretim yıllarında tanıdığım en yakın arkadaşım Fuat'dı. Fuat, yaşıtlarına göre birazcık daha tombul esmerce kara saçlı kara gözlü bir çocuktu. Arkadaşlığımızın ne zaman başladığını hatırlamıyorum hiç ama o zamanların playstation 1'i ile ilgiliydi herhalde. Sık sık onun evinde toplanıp playstation oynardık. O en çok futbolu sever ben ise iki kişilik co-op macera oyunlarını severdim. Bir yaz günü Fuat beni ailesi ile gideceği pikniğe çağırdı. Onun küçük kardeşinin gittiği okulda her yıl düzenlenen geleneksel bir piknikti bu ve öğrencilerin yanında aileleri de çağırılırdı. 

Annem ile konuşup iznini aldıktan sonra yarın sabah kocaman bir otobüsle pikniğe gittik. Ormanlık alan alabildiğince geniş, hava olabildiğince harikaydı o gün. Bizim de içinde bulunduğumuz çocuk grubu, yemekler hazır olana kadar alandan biraz uzak, anayolun kenarında oyun oynanacak kadar geniş bir düzlük bulmuştu. Geleneksel çocuk oyunlarını oynayıp sıkıldıktan sonra biraz da voleybol oynadık. Gruptaki çocuklardan hiçbirinin boyu 1 metreyi bile bulmadığından olsa gerek anca iki vuruştan sonra top oraya buraya kaçıyordu.

Oyunun ortalarında ben topu havaya kaldırıp sertçe vurdum. Top, Fuat'ın oraya gitti, o da tüm gücüyle topa vurdu ve topumuz yolun ilerisine, kenarlarında sık ağaçların olduğu yere doğru giti. Genel kural: Atan alır. Fuat kocaman vücudunu sallaya sallaya koştu oraya. 2-3 dakika sonra döndü ama bize elindeki toptan daha önemli birşey göstermeye gelmişti. Hepimizi Fuat'ın tarif ettiği yere gittik. Taş öbeklerinin biraz ilerisinde yol kenarındaki uzun çalılıkların gizlediği yerde ağzından buharla karışık kan püskürten büyük siyah bir köpek yatıyordu. Bizim çocuklar köpekten o kadar çok korkmuştu ki kimse yanına fazla yaklaşamadı. Yaralı hayvancağız kulaklarından ve ağzından gelen kan izin verdiği müddetçe nefes almaya çalışıyordu. Ön ayakları garip bir şekilde bükülmüş, çarpık gibi duruyordu. 

Tartıştığımız teoriler (köpeklere işkence etmeyi seven kaçık ihtiyar, bir kaplanla ölümüne dövüşmesi ve mayına basmış olabileği) içinden aklıma en yakın ihtimalin yoldan geçen bir arabanın köpeğe çarpmasıydı. Çocuklar bir süre daha orada kalıp hayvana üzüldükten sonra topu alıp olay yerini terk ettiler. Sadece benle Fuat kalmıştık. Yaralı köpeği bulan o olduğu için sanırım kendini sorumlu hissediyordu, ben ise sadece merak ettiğim için kalmıştım. İkimiz düşündük düşündük en sağlıklı eylemin büyüklerimize bu olayı haber edip onların köpekçiği bir veterinere götürmesi olacağına karar verdik ve oradan ayrıldık. O an içinde 12 yaşındaki çocuklar olmasaydık eminim böyle bir karar verirdik. Hayır, o zaman bu çözüm yöntemi hiç aklımıza gelmedi. Onun yerine köpeğin ıstırabına son vermenin daha iyi bir fikir olduğuna karar verdik. 

Geldiğimiz yolda gördüğüm büyükçe bir taş parçasını getirdim. Fuat bana bakıp geri çekildi. Ona küçük kızlar gibi olduğunu söyleyip yaralı hayvanın başının ucuna dikildim. Taşı havaya kaldırıp  yatan köpeğin kafasına sertçe indirdim. Taşın altında ezdiğim hayvandan kasapların eti parçaya ayırırken ki o cıvık ses çıkmıştı. Yaralı hayvanın nefesi kesildi birden ama ölmemişti. Arka ayakları ile yerde sürünüp kaçmaya çalışıyordu. İki kez daha vurdum sonra durup seyrettim. ölmüştü..

Şortumun kenarlarında küçük kan izleri vardı. Taşı çalılıkların oraya fırlatıp Fuat'a baktım hadi gidelim artık diye. Tam gidiyoruz, arkamdan böyle garip, kısık bir köpek sesi geldi. Hayvan ölmedi herhalde diye düşündüm döndüm. Duyduğum ses demin öldürdüğüm köpekten gelmiyordu. Çalılıklar tek bir hışırdamayla iki tane siyah yavru köpeği ortaya çıkardı. Küçücük kuyruklarını sallayarak yerde yatan annelerinin yanına geldi. Bir tanesi ölmüş annesinin bacaklarının arasına girip kafasını annesinin bedenine yasladı. Diğeri ise annesinin başında dikilen bana kafasını uzatmış havlıyordu. 

Dehşete düştüm orada. O an kalbim yüz kat hızlı atmaya başlamıştı. İki yavru köpeğin annesini başını eze eze öldürmüştüm. Çok ama çok büyük bir hata yapmıştım. Hatta hata bile değil korkunç bir cinayetti resmen yaptığım. Ellerim titreye titreye eğilip iki köpeği de kucağıma aldım. Yavru köpekler hala havlıyor ve kucağımdan inip annelerinin cesedine ulaşmaya çalışıyorlardı. Yavrulardan bir tanesini yanımda bostan korkuluğu gibi dikilmiş yüzü aynı kireç gibi bembeyaz olmuş Fuat'a verdim, diğerini de kendim aldım ve piknik alanına döndük. İkimiz o günü iki yavru köpeğin bakımını üstlenip kendi payımıza düşen kebaplarla beslemekle geçirdik. 

Söylemeye lüzum yok gibi o köpekleri yanımızda eve götürdük. Benimkinin adı Cesur, annesini ve kardeşini benden korumaya çalıştığı için. Fuat'ınkinin ismi ise Max. Neden o ismi verdi bilmiyorum. Şu an geriye dönüp  baktığımda, yaptığımı düşününce hala içim sızlar bir fena olurum. Cesur kötü hissettiğimi hemen anlar başını kucağıma koyar. Benim içimdeki suçluluk duygusu ise ikiye katlanır Cesur'un başını okşarım.