30 Ağustos 2011 Salı

Where White Man Went Wrong



 Natalie Portman'ın gerçek ismi Natalie Hershlag


Indian Chief 'Two Eagles' was asked by a white U.S. government official, "You have observed the white man for 90 years. You've seen his wars and his technological advances. You've seen his progress, and the damage he's done."

 The Chief nodded in agreement.

  The official continued, "Considering all these events, in your opinion, where did the white man go wrong?"

  The Chief stared a t the government official then replied,

 "When white man find land, Indians running it, no taxes, no debt, plenty buffalo, plenty beaver, clean water. Women did all the work, medicine man free. Indian man spend all day hunting and fishing; all night having sex."

   Then the Chief leaned back and smiled, "Only white man dumb enough to think he could improve system like that."


Alıntılanan Yer

23 Ağustos 2011 Salı

Babalar ve Oğulları

resimdeki adam sakalsız zach galifianakis, hangover 


babam dünyanın en iyi babasıydı. işten gelince ben ve abimle oyun oynar ve bizi gerçekten çok severdi. bir gün, okuldan geldiğimde annemi evde sinirden çılgına dönmüş halde buldum. ne oldu, babam nerde diye sorduğumda annem babamla ayrıldıklarını ve babamın başka bir kadınla beraber olduğunu ve başka bir çocuğu olduğunu söyledi. hiçbirşey anlamamıştım. babam asla böyle birşey yapmazdı. odama gittim oturdum orada. 5 saat sonra anladım ki babam bir daha asla dönmeyecek. gün boyu ağladım.

bir ay geçti, babamdan tek bir işaret yok, gerçekten çok özlemiştim onu. sonraki 3 ayda üzüntüm ve özlemim kızgınlığa dönüştü. babam bana bir hoşçakal bile demeden nasıl gidebilirdi? yıllar geçti, unutmaya başladım babamı. ben de bir aile kurdum ve çocuklarım oldu. çocuklarımı çok ama çok sevdim. onlara olan sevgimi düşündükçe kendi babam aklıma gelir ve bizi öylece terketmesinin ne kadar büyük bir haksızlık olduğunu hatırlardım.

bir gün halam aradı ve babamın kanser olduğunu ve şu an son saatlerini yaşadığını söyledi. umursamadım bile. niye umursayayım ki bizi unutan en başta oydu. sonradan eşim onu ziyaret etmem gerektiğini söyledi. hastaneye gittim. herkes babamın başucundaydı, annem bile. ağlıyordu herkes, babam ben gelene kadar ölmüştü. tek damla gözyaşı bile dökmedim. 3 gün sonra annem bana bir sepet dolusu mektup verdi. bunları babamın gönderdiğini ve bunları bizden gizlediği için çok üzgün olduğunu söyledi. kalbim orada çöktü. kendime hakim olamadım ve anneme tokat attım.

günler sonra babamın eşyalarını toplamaya evine gittim. başka bir ailesi falan yoktu. tek kişilk daire, tek kişilik yatak. oturma odasının tam ortasında da abimin, annemin ve benim fotoğrafı vardı.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

A Speeding Ticket



Two British traffic patrol officers from east of Edinburgh, were involved in an unusual incident, while checking for speeding drivers on the road.

One of the officers ( who are not named ) used a hand-held radar device to check the speed of a vehicle approaching over the hill, and was surprised when the speed was recorded over 300mph. The machine suddenly stopped working and the officers were not able to reset it.

The radar had in fact locked on to a NATO Tornado fighter jet over the North Sea, which was engaged in a low-flying exercise over the area.

Back at police HQ the chief constable sent a stiff complaint to the office. Back came the reply in true laconic style. "Thank you for your message, which allows us to complete the file on this incident. You may be interested to know that the tactical computer in the Tornado jet had automatically locked on to your 'hostile radar device' and sent a jamming signal back to it. Furthermore, the Sidewinder air-to-ground missiles aboard the fully-armed aircraft had also locked on to the target. Fortunately the Dutch pilot flying the Tornado responded to the missile status alert intelligently and he was able to override the automatic protection system before the missile was launched."

30 Temmuz 2011 Cumartesi

True Story


 There are dozens of story about 9/11 attacks but this one surely deserves to be heard. The story is taken from a random newspaper. The first divorce directly after September 11th terrorist attacks has been filed in New York. It appears a guy with an office on the 103rd floor of the World Trade Center spent the morning at his girlfriend's apartment with his phone turned off. he wasn't watching TV either. When he turned his phone back on at about 11am, it rang immediately. It was his hysterical wife, "Are you OK? Where are you? " He said, "What do you mean ? I'm in my office of course!"

22 Temmuz 2011 Cuma

Yakup Abi ve Sağlık


biliyorum ki birisi ekranıma dokunduğu zaman bunu birşeyi göstermek için yapıyor ama lütfen yapmayın arkadaşlar. ben sizin gözünüze parmağımı sokuyor muyum? birşeyi işaret etmek için başka yöntemler var.


birgün bütün okul olarak yanımızdaki bir hastaneyi ziyarete gittik. kızılay haftası gibi birşey idi sanırsam. kan bağışı kampanyaları, bedava aşılar, hastaların nasıl tedavi edildiği bunun gibi birsürü şey. son olarakta diyaliz makinesine bağlı olan hastaların koğuşunu gezdik. ıstırapları yüzlerinden okunan insanları görmek gerçekten üzücüydü. o günkü geziden ben ve iki kızarkadaşım bayağı etkilenmiştik.

ertesi günü yanıma bu ikisini alıp sağlık ocağına gidecektik. orada iki şahit ( benim yanımdaki arkadaşlar ) huzurunda bir belge imzalıyorsun ve sana bir kart veriyorlar. prosedüre göre bu kartı yanından hiç ayırmaman lazım. doktorlar bu kartı görüp senin organ bağışçısı olduğunu öğrenip ona göre organlarının bağışlanmasını falan ayarlıyorlar.

sokağa çıkıp önüme gelen ilk taksiyi çağırdım. kapıyı açtım öne geçtim bir de ne göreyim: Yakup Abi.

- Abi ne oldu hani senin ehliyet gümlemişti burda ne yapıyon? (bkz: Yakup Abi)

- Bir arkadaşımın yerine bakıyorum koç. sen nereye gidiyorsun?

- Sağlık ocağına gidiyoruz. bla bla bla.. organ bağışı bla bla bla...

arkadaki arkadaşlarımın onayıyla hikayemi anlattım. Yakup Abi: " Lang oglum siz delirdiniz mi?"

- Organ bağışçısı olmayın. eğer doktorlar organ bağışçısı olduğunuzu öğrenirse sizi kurtarmak için fazla çabalamazlar. o organ bağışı olayı kolayca sana karşı kullanılabilir. herşey çıkar ilişkisi için. bence tam bir saçmalık hayatım bir boka değmez ama organlarım çok değerli. böyle bir kumar oynamazdım sizin yerinizde olsaydım. Gencecik insanlarınız bla bla bla...

o gün sağlık ocağına gitmedik. bizimkiler de zaten hemen fikir değiştirdi. onun yerine gittik sinemaya avatar'ı izledik. Allah seni bildiği gibi yapsın Yakup Abi








        8 Temmuz 2011 Cuma

        Greenpeace Yakup Abi

        Ya uzayda nefes almak mümkünse ama sadece biz kaçmayalım diye bu bilgiyi gizliyorlarsa?


           Dersten çıkmıştım ve öğlen yemeğimi yiyebileceğim bir yer arıyordum. Üniversitenin ücretsiz servisleri her zaman taksime bırakır. Taksime gidip Balkan Lokantasında yiyeyim bari dedim. Güzel mekan ama dikkat edin tepesi atmış bir adam var orada yemek servis ederken laf edebilir. Önem vermeden geçin zira herkese öyle davranıyor o. İşin getirdiği stres veya micazına bağlıyorum. Herneyse İstiklal Caddesi her zamanki gibi kalabalık ve bu güzel güneşli günde kendimi hareketli dünyanın bir parçasıymışım gibi hissetmeme neden oluyor. 

          Öyle salak salak yürürken bir el omzuma dokunuyor. Normalde broşür dağıtan gençler oluyor ama bu sefer bir baktım Yakup Abi! Greenpeace tişörtü var üstünde elinde de anketler naber lan puşt diyor bana. Nasılsın iyisin merasiminden sonra Yakup Abi'ye diyorum "Hayırdır Abi sen böyle hayır işleri de mi yapardın ? " . Yakup Abi'nin cevabı o günkü yakup ve pislikleri kotasını dolduracak seviyede " Yok lan banane ölen balinalardan ya da kaç santiminden. Greenpeace çevre örgütünün kaçta kaçı kız haberin var mı lan? " gülüyor pis pis suratıma bakıp " Olm yarısından fazlası cıbır ve bunların kişilikleri merhametli, zayıf karakterli ve kolay inanan gerçekten sömürülesi iyi insanlar. Buradan kaldıracağım kızları bir düşünsene! "

          Hadi kolay gelsin diye ayrılıyorum yanından. Yürürken arkama bakıyorum yanındaki çalışan greenpeace kızına birşeyler diyor gülerek. Düşünüyorum adım adım ilerlerken.. Acaba dünyada böyle pislik insanlar varken bizim yaptığımız iyi şeyler ne farkedecek? Adam dünyanın en büyük çevre örgütüne sadece kız kaldırmak için girmiş ya!